title en Turco

Pronunciación
i. başlık, isim, sıfat, ünvan, ad, marka, hak, sahiplik

Ejemplos

One million copies of a new book sold in just 2 days due to typing error of 1 alphabet in title. “An idea that can change your wife while real word was life.
Kitabın isminde yapılan yazım hatasından dolayı yeni bir kitap iki günde bir milyon satar. Başlığı ise şöyledir: “Eşinizi değiştirebilecek bir fikir” oysa kelime ‘hayatınızı’ dır.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
I couldn't remember the title of that song.
O şarkının başlığını hatırlayamadım.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
I wasn't able to remember the title of that song.
O şarkının ismini hatırlayamamıştım.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
Before you go, you'll be officially given the title of ambassador. Obviously we expect you to represent our people as best you can.
Gitmeden önce size resmi olarak büyükelçi ünvanı verilecektir. Açıkçası halkımızı elinizden geldiği kadar iyi temsil etmenizi bekliyoruz.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
You needed a title to gain access to the royal court.
Kraliyet mahkemesine girebilmen için bir unvanın olması gerekir.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
The title of captain may inflate the human ego.
Kaptan unvanı insan egosunu şişirebilir.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
You're ambitious, but not aggressive For the sake of the title, you've become biased.
Hırslısın ama kavgacı değilsin. Başlığın hatrına taraf tutmuşsun.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
Nancy had to crouch down to see the titles on the bottom shelf.
Nancy, en alt raflardaki kitapların isimlerini görebilmek için çömelmek zorunda kaldı.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
“Mm, can’t see much here to interest me,” she thought, moving to the left each time she finished reading the titles of  that particular section of the bookcase.
“Hımm, burada ilgimi çekecek bir şey yok galiba,” diye düşündü. Kendini biraz sola doğru kaydırarak, raflardaki kitapların isimlerini okudu.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
He gave up his title, his land, everything he believed in...
Aşkı yüzünden, bugüne kadar hiç görülmemiş, duyulmamış bir şekilde...
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error




dictionary extension
© dictionarist.com