trouble en Turco

Pronunciación
f. rahatsız etmek, zahmet vermek, canını sıkmak, üzmek, bulandırmak, dert etmek, zahmet etmek, üzülmek
i. sıkıntı, dert, külfet, belâ, huzursuzluk, meşakkat, zahmet, rahatsızlık, aksilik, sorun, arıza, üzüntü

Ejemplos

She did not take the trouble to look for it.
Arama zahmetine girmedi.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
Nicholas is having trouble making ends meet.
Nicholas kıt kanaat geçinmekte zorlanıyor.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
Nicholas had trouble thinking straight.
Nicholas'ın düz düşünme sorunu vardı.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
Nicholas has trouble judging distances.
Nicholas'ın mesafeleri yargılama sorunu var.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
He's here trying to stir up trouble.
O burada karışıklık çıkarmaya çalışıyor.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
Nicholas has trouble dealing with stress.
Nicholas'ın stresle başetme sorunu var.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
Nicholas has trouble standing on one leg.
Nicholas'ın tek bacağı üzerinde durma sorunu var.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
Nicholas seems to be looking for trouble.
Nicholas bela arıyor gibi görünüyor.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
They gave us very little trouble.
Onlar bize çok az sıkıntı verdi.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error
He gave us quite a lot of trouble.
O bize oldukça çok sorun yarattı.
pronunciation pronunciation pronunciation Informar de un error




dictionary extension
© dictionarist.com